Bir gün terk edilecek her şey,
Ya sen gideceksin ya ben...
Kışın buz gibi ışığı pencereden süzülürken yüzlerimize...
Belki kırklarında, belki ellilerinde...
Yorgun düşmüş, beyaz teller karışmış tellerimize...
Kapı çalınmaz artık,
Sual sorulmaz halimize; ıssız, tek başına bir gölge...
Bunlar ağır yükler, ama en acısı biliyor musun ne mi?
Bir ömür paylaştığın canın seni bomboş, yapayalnız ve susuz bırakması...
Ya da senin onu terk etmen, o ıssızlığı, o susuzluğu yaşatman...Zamanı varken kucaklamalı insan...
Derin derin sevmeli, sevilmeyi hak etmeli,
Haydi...
Sıkıca kavra sevdiklerinin parmaklarını...
Kucakla... Ört bas... Yumuşacık gözlerle bak...
Kalbinin fısıltısını dudaklarına dök...
Çekinmeden, ısınıp sar onları, tam şu an...
Zamanı varken;
Açığa vur içindeki o yangını...
Korkma, sevginden, sevilmekten...
Bir gülümseme değil mi, ruhumuzu yakan...
Haydi...
Bir inci damla,
Bir tatlı laf,
Bir gülümseme,
Bir iç çekiş,
Bir aşk haykırışı...
Dökün sevginizi...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder